AB'de Açık Kaynak Kampanyası

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) BT sistemlerinde açık kaynaklı ürünler kullanılmasını öneren deklarasyon, şimdiye dek 100 AP üyesinin imzasını aldı. Deklarasyonun bir karar taslağı haline gelmesi için AP'nin yarıdan fazla üyesinin belgeyi imzalaması gerekiyor. Bu da 200 imzaya daha ihtiyaç duyulduğu anlamına geliyor.

Söz konusu deklarasyon, Avrupa Parlamentosu'nun beş üyesi tarafından mayıs ayında imzaya açıldı. Jean Louis Cottigny, Pierre Pribetich, Michel Rocard, Bronisław Geremek ve Daniel Cohn-Bendit tarafından sunulan deklarasyonda parlamenterler yalnızca bilgisayarların açık kaynaklı yazılımlara göç ettirilmesini önermiyor, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin bu tarz yazılım projelerine finansal destek vermesini de istiyorlar.

Açık kaynak platform savunucusu 2.300 birey ve 186 kuruluşu bir araya getiren Fransız April eylem grubu, daha fazla parlamenterin desteğini almak için çalışmalara başladı. Söz konusu eylem grubu, "Fransa'da ve Avrupa'da açık kaynaklı yazılımları savunan herkesi, kendi AP üyeleriyle iletişim kurmaya çağırıyoruz." diyor. Bu hafta yapılacak olan genel kurulda vekillerin bu beyanı imzalaması isteniyor.

Avrupa Parlamentosu'nda bu süreçler yaşanırken, Microsoft cephesinde alarm durumu yaşanıyor. Nitekim, Microsoft'un Avrupa Birliği'ndeki PR faaliyetlerini yürüten APCO firması ve Voices for Innovation lobi platformu, üyelerine "Alarm" başlıklı e-posta gönderdi. Söz konusu e-postada bu deklarasyon "açık kaynak topluluğundaki radikal unsurların hazırladığı" gibi ifadelerle suçlanırken, Microsoft'un iş ortakları ve lobi platformunu oluşturan üyeler karşı eyleme çağrılıyor. E-posta, Microsoft'un OOXML oylamasında da kullandığı lobi faaliyetlerinin iç yüzünü ortaya sererken, yaklaşan yeni mücadelenin de haberini veriyor.

Deklarasyonun Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dillerindeki metnine bu adresten erişilebilirsiniz.


Alıntı: www.ozgurlukicin.com

Vikipediye Destek Çağrısı Yapıyorum

Dünyanın en büyük ansiklopedisi olan Wikipedia' bilmeyen yoktur. İşte bu ansiklopedinin birde türkçe versiyonu olan Vikipedi var bunu da bir çoğunuz biliyorsunuzdur. Birde wikipedia da 2 milyondan fazla ingilizce ve diğer bir sürü dilde de 1 milyona yakın makale olduğunu biliyormuydunuz. Hatta Türkçe wikipedia yani vikipedi de 100000 gibi diğerlerinin yanına bile yaklaşamayan bir sayıda makale olduğunu biliyormuydunuz ? Lütfen Türkçe özgür ansiklopedi için içerik desteğinde bulunalım gerekirse diğer dillerden çeviriler yapıp yayınlayalım olmadı kendi çapımızda bilimsel bilgi verici doyurucu makaleler yazalım
Ben de tıbbi alanlarda bazı çeviriler yapmıştım. Vakit buldukça yapıyorum .. mesela minoksidil

Yara Yok Ama Kan Sızıyor

Doktorlar da bu hastalık karşısında çaresiz. Kızın yüzünde yara yok ama yanaklarından kan damlıyor.

13 yaşındaki Twinkle Dwivedi'nin hastalığı karşısında doktorlar da çaresiz. Talihsiz kızın vücudunda kesik izi ve yara olmamasına rağmen aniden derideki gözeneklerden kan akıyor. Genç kız bazen sabahları yatağından kan gölü içinde uyanıyor. Twinkle'nin ailesi bu amansız hastalığa çare bulmak için doktor doktor gezmelerine rağmen hala bir çözüm bulabilmiş değil.

Zavallı kızın annesi Nandani Diwedi, "Kızımın hastalığına çare bulamadığım için umutsuzluk içinde kıvrılıyorum" dedi. Kızlarının bu hastalıktan kurtulması için tıptan çare bulamayınca tapınak, camii, kilise ve kutsal yerlere gittiklerini belirten anne Nandani, buna rağmen çare bulamadıklarını söyledi.

Londra Barts Hastanesi'ndan Doktor Drew Provan, 13 yaşındaki hastanın, Willebrand tipi 2 adlı bir hastalığa yakalanmış olabileceğini, doktorların teşhis koymak için çalışmalara devam ettiğini söyledi.

Tanmı ne olabilir arkadaşlar?

Hack Dünyasının Tarihçesi

Taş Devri

Her şey ilk telefon şirketinin, (Bell Telephone) kurulmasıyla başladı. O zamanlar acemi hacker'lar vardı. Tabi 1878'de daha onlara hacker denilmiyordu. Daha çok yerel santrallerde çalışmaları için tutulmuş muzip gençlerdi bunlar. Telefonları yanlış yönlendirmek, sevmedikleri müşterilere inanılmaz faturalar sağlamak gibi engel olamadıkları dürtüleri vardı (Santral, bu benim kuzenim Corc değil, beni kime bağladınız,... Alooo aloo!). Santral operatörlüğüne neden genç kızların konulduğu sorusu böylece cevaplanmış oluyor... İlk gerçek bilgisayar korsanlarının zamanına doğru hızlı ileri alalım.

69 Öncesi

Sene 1960'lar. MIT (Massachussets Institute of Technology) öğrencilerinin her şeyin nasıl çalıştığına dair inanılmaz merakları var. O zamanların milyon dolarlık bilgisayarları soğutulmuş odalarda saklı, kocaman dolaplardan oluşuyor. Ve veriler kartonlara delikler delerek saklanıyor. Programcıların bu dev dinozorlara erişimleri epey sınırlı ve akıllı olanları hack denilen program kısa yolları oluşturuyorlar. Tek amaçları yapılması gereken işi daha hızlı yapmak. Hack (doğramak) kelimesinin bilgisayarlarla alakalı ilk kullanılışı bu tarihlere rastlıyor.

Belki de bütün zamanların en iyi hack'i, 1969'da iki Bell Labs çalışanı Dennis Ritchie ve Ken Thompson, tarafından bilgisayarı işletmek için önü açık bir kurallar kümesi şeklinde yaratılıyor. İsmi UNIX ve ona artık hack değil işletim sistemi deniyor.

70-79 arası

70'lerde siber-topraklar daha keşfedilme aşamasında. Hacking dediğimiz şey, kurcalamak ve kablolu dünyanın nasıl çalıştığını çözmeye çalışmaktan ibaret. 1971'de John Draper isimli bir Vietnam gazisi Cap'n Crunch mısır gevreği kutularından çıkan düdüğün tam 2600 mHz'lik bir ses çıkardığını keşfediyor. Düdüğü bir telefon kulübesinde ahizeye öttürdüğünüzde makine ya da santral bir çeyreklik attığınızı zannediyor ve bedava konuşabiliyorsunuz. Bu yöntem, ABD'de hala yaygın olarak kullanılıyor. Tabii telefon şirketleri artık daha komplike sinyaller gönderiyorlar, ama bizim keratalar bu sinyalleri de kaydedip telefona geri dinletmeyi beceriyorlar (efsanevi hacker dergisinin adı bu yüzden 2600).

Karşı-kültür gurusu Abbie Hoffman, Vietnam gazisinin keşfini The Youth International Party Line dergisiyle bütün ABD'ye yayıyor. O zamanlar Phreaking (beleş telefon etme) işlemi nispeten zararsız olarak görülüyor, çünkü telefon şirketinden başka kimse zarar görmüyor ve şirketin zararı da kârdan zarar. Hoffman'ın ortağı Al Bell, derginin ismini TAP'a çeviriyor (Technical Assistance Program). Dergiye kalpten bağlanan koca bir güruh, karışık teknik makalelerle yirmi yıl boyunca ihya oluyorlar. Teknoloji ile yatıp kalkan insanlar çoğalmaya başlıyor.

Hacker aleminde artık tek eksik iyi hacker'ların buluşup sosyal güdülerini doyurabilecekleri ama bir yandan da anonim kalmayı becerebilecekleri sanal bir kulüp ortamı. 1978'de Chicagolu iki çocuk, Randy Seuss ve Ward Christiansen, kişisel bilgisayar üzerinde çalışan ilk BBS'i (bulletin board system) yaratıyorlar. BBS denilen şey, birkaç telefon hattına bağlı bir bilgisayar sistemi. Başka bir modemli bilgisayar onu arıyor, kullanıcısı içinde gezebiliyor, mesaj ve dosya alışverişi yapılabiliyor. O dönemler Amerika içi telefon konuşma ücretlerinin mesafe ve süre ile bağlantılı olmadığını ve istediğiniz yerden istediğiniz yere söz gelişi 10 cent karşılığında istediğiniz kadar telefon edilebildiğini de hatırlatırsak, o dönemin bütün hacker'larının bu BBS üzerinde buluştuğunu gözünüzün önüne getirebilirsiniz sanırız.

Böylece dünyanın ilk siberalemi (cyberspace) kurulmuş oluyor. Daha sonra bu BBS'ler çoğalıyor ve kendi aralarında mesajlar alıp verebilen koca bir ağ haline geliyorlar.

80-86

1981'de IBM, tamamen kişisel ilk bilgisayarı piyasaya çıkartıyor ve ismini PC koyuyor. Bu PC ile neredeyse her şey yapılabiliyor. Ama gençler yavaş yavaş Commodor 64, ZX Spectrum gibi daha ucuz makinelere kayıyorlar. Zira PC'ler çok pahalı.

1983'de piyasaya "WarGames" isimli bir film çıkıyor. Konusu Pentagon'un bilgisayarına girip bir savaş başlatmanın eşiğine gelen veletler. Film, bütün dünyayı "korsanlığın gizli yüzü" ile ve bebek diyebileceğiniz Metthew Broderick ile tanıştırıyor ve hacker'ların her bilgisayara girebilecekleri mesajını veriyor. Hacker'lar ise filmden bambaşka sonuçlar çıkarıyorlar: Sıkı bir hacker olabilirsen, kendine bir sevgili de bulabilirsin, hem de güzel bir sevgili.

Sahne yavaş yavaş değişiyor. Online dünyanın, gitgide daha çok sakini oluyor. Ordunun acil durumlarda veri aktarmak için icad ettiği ARPANET yavaş yavaş bildiğimiz Internet'e dönüşüyor. BBS'lerin popülaritesi patlama noktasına ulaşıyor. Milwaukee'de kendilerine 414'ler (telefon alan kodları) diyen bir grup hacker Los Alamos Laboratuarlarından (Alamos kalesini temsilen tabii), Manhatten Kanser Enstitüsü'ne kadar birçok resmi dairenin bilgisayarını kırıyor. Sonra polis onları yakalıyor.

Büyük Hacker Savaşı

Hacker Savaşının başı 1984'lere dayanıyor. Kendine Lex Luthor diyen bir korsan Legion of Doom (LOD) grubunu kuruyor. Grup çok başarılı ve her alanın en iyisini kendine çekmekle ünlü. Bir süre sonra Phiber Optik isimli genç gözdelerden biri, eski LOD üyesi Erik Bloodaxe ile takışıyor ve gruptan atılıyor. Phiber ve arkadaşları Masters of Deception (MOD) isimli bir karşı grup kurup savaşı başlatıyorlar. 1990'dan itibaren iki yıl boyunca LOD ve MOD grupları, telefon hatlarını karıştırma, yüksek faturalar ödetme, telefon dinleme, birbirlerinin bilgisayarlarına girme, BBS çökertme gibi saldırılarla birbirlerini eritmeye çalışıyorlar. Korsanlık felsefesinin "gizli bilgiye ulaşma"dan "karşı tarafa zarar verme"ye dönmesi bu tarihlere rastlıyor. Ve hala kullanımda olan kötülük yapma repertuarı gitgide artıyor. 92'de FBI, LOD üyelerinin ispiyonlaması sayesinde Phiber ve arkadaşlarını yakalıyor ve hapse tıkıyor. Büyük savaş dönemi sona eriyor.

Hacker Crackdown (86-90)

Ve hükümetin onlline olmasıyla eğlence sona eriyor. Ciddi olduklarını göstermek için çıkardıkları "Bilgisayarla dolandırıcılık ve kötüye kullanma" kanununun caydırıcı unsur olarak kullanılması planlanıyor. 1988'de efsanevi Robert Morris ve "Net Solucanı" ortaya çıkıyor. Net'e bağlı 6000 bilgisayarı aynı anda çökertmesi Morris'e yukarıdaki kanunun ilk kurbanı olma ayrıcalığını tattırıyor. 10.000 dolar ve saatlerce sosyal hizmet cezasıyla kurtuluyor. Bundan sonra tutuklamaların arkası çorap söküğü gibi geliyor. Kevin Mitnick, Digital'in bilgisayarlarına girmekten yakalanıyor. Bir sene hapis ve bir daha bilgisayarlara dokunmama cezası alıyor. Daha sonra Kevin#2 - Kevin Poulsen - telefon modifiye etmekle (aslında, yukarıda anlattığımız telefona para atıldı sesi çıkaran aletten yapmakla) suçlanıyor ve hakkında tutuklama kararı çıkıyor. Ama Kevin#2 kaçıp kurtuluyor.

Operasyon "Güneş Şeytanı" (90-)

ABD hükümetinin 90'daki hacker yakalama harekatının adı Operation SunDevil'di. Özellikle Legion of Doom üyelerinin üzerine fena halde gidildi ama başarısız oldular. Tahminen LOD üyelerinden alınan tüyolarla 4 MOD (Masters of Deception) üyesi yakalandı. Phiber Optik hapiste bir sene geçirdi. 1994 yazında Rus matematikçi Vladimir Levin tarafından yönetilen bir hacker grubu Citibank'ı 12 Milyon Dolar zarara uğrattı. Paranın hepsini çekemeden Vladimir, Londra Heathrow havaalanında Interpol tarafından yakalandı. Citibank 400.000 doları hariç kaybettiği bütün parayı geri aldı. Ancak bu birbirine bağlı makineler yüzünden neler yapılabileceğinin öğrenilmesi Net'te bir korku dalgası yarattı ve caydırıcı olması için cezalar korkunç derecede arttı.

Bazıları hatalarından hiç ders almıyorlardı. Kevin Mitnick 1995 Şubatı'nda 20.000 kredi kartı numarası çalmaktan tekrar tutuklandı. Mahkemeye bile çıkmadan "çok tehlikeli" suçlular için özel bir kanunla senelerce bekletildi. Mahkemesi yapılıp cezasını çektikten sonra, bilgisayarlara dokunması ve hacking hakkında konuşması yasaklanarak 2000 yılında salıverildi. Bu kısıtlamaların kalkması 2003 yılının ocağına kadar sürdü. Ayrıca 3 sene boyunca ABD devleti Mitnick'i taciz etmek için eline geçen her fırsatı değerlendirdi.

Kevin ve onu yakalayan Japon asıllı polis hacker'i Shimomura hakkında Miramax bir film yaptı. Kevin taraftarları, filmi inanılmaz taraflı ve yanlış buldular. Shimomura'nın senarist olarak da adının geçtiği film, gayet başarısız oldu.

Şu anda neler oluyor?

Mitnick'in zincirler içinde hapse götürülmesini seyretmek halkın hacker'lara bakış açısını iyice ekşitti. Net kullanıcılarını bir hacker fobisi sardı. Buna anarşinin sonu, Amerika'nın ikinci uyanışı (birincisi Jasse James gibi popüler kanun kaçakları yakalandığında olmuştu) gibi isimler takanlar oldu. Sonuçta hacker'lar artık romantik kanun kaçaklığı statüsünden sorunlu asalak, baş belası konumuna indirgendiler. Bunda kendine hacker diyen ve herkesin kullanabileceği programlar kullanarak sadece kötülük yapan şahısların çoğalmasının payı da büyük oldu. İş dünyasının da Net'e kayması, Net'in ekstra güvenli bir ortam olmasını gerektiriyordu. Ve halkın bakış açısı da buna göre ustaca yontuldu.

Peki ya şimdi,.. Şu anda scene'de/sahnede kimler var? Hacker'ların pek temkinli davranmaları üzerine söylemek zor... Script Kiddie'ler (kendileri pek bir şey yapmayan, bir takım basit araçlar kullanarak, icq numarası çalan, siteleri başka adreslere yönlendiren veletler) oldukça aktifler, hatta defacements adı altında hackledikleri sitelerin hacklenmiş hallerinin resimlerini birbirleri ile paylaşıp durmaktalar. Ama aslında onları pek ciddiye alan yok.

Eskisi gibi efsaneleşmiş isimler çıkmıyor ve eski efsane isimlerin çoğu kendi network güvenlik şirketlerini kurmuş, hayatlarını danışmanlık yaparak kazanıyorlar. Ama yine de hummalı çalışmalar sürüyor ve birileri illegal yollardan hayatlarını kazanmaya devam ediyorlar. Bilgisayar yeraltı dünyasında bir söz var: İyi bir hacker'san herkes kim olduğunu merak eder!

Yalnız Kaldım


Geceler soğukmuş bilmezdim
Ben ki kış günü leyla gibi gezen
Ayaza karşı dururdum
Ağaçların arkasına saklanır oldum
Üşümek neymiş öğrendim

Zevk almaz oldum bedenimden
Sanki hislerim soluk
Bir öğün yemek yeter oldu
Vücudum bile sustu artık
Şikayet etmez oldu

Bir çakmağı tüketebildim
Kaybetmeden evvel
Yanımdan hep bazı şeyler
Keşke bazı şeyler evde bırakılsa
Keşke kalbim atmadan yaşayabilsem

Geceler dopdolu
Geceler sancılı
Zihnim hiç böyle dolmamıştı
Ben ki neler yaşadığımı sanırdım
Daha ne eksiklerim varmış

Hep çok acı çektim sanırdım
Komikmişim sadece
Neler varmış yaşanmamış
Neler var daha yaşanacak
Hançerin acısı hepsinden betermiş

Telefonum çalmıyor artık
Sanki bir yarım eksik
Üzülmek neye fayda
Ben ki kararların adamı
Ben ki yok olmaya yüz tutmuş
Yorgunum...

Plüton artık sıradan bir gök cismi

Plüton’un yeni adı: 134340


Bir zamanlar Güneş Sistemi’nin en uzak gezegeni Plüton artık sıradan bir göktaşı. Küçük gezegensi göktaşları sınıfa konan Plüton’a bir de sıra numarası verildi: 134340.

Güneş Sistemi’nin 9’uncu gezegenliğinden, gezegensi göktaşları sınıfına düşürülen Plüton’un adı da değişti. Plüton artık yüzlerce birbirine benzeyen göktaşı gibi numarayla ifade edilecek. Asteroid denen gezegensi göktaşlarından sorumlu Minor Planet Center, Plüton için 134340 rakamını uygun gördü.

Plüton’a artık küçük gezegensi göktaşları gibi bir rakam biçilmesi geçen ay Uluslararası Astronomi Birliği’nin aldığı gezegenliğin düşürülmesi kararını da perçinlemiş oldu. Plüton, yeni haliyle artık eski uyduları Charon, Nix ve Hydra ile aynı sınıfı paylaşıyor. Ancak Minor Planet Center, Plüton’a bir ‘kıyak’ yaparak eski uydularını bağımsız göktaşı ilan etmek yerine yine Plüton’a bağladı ve onlara sırasıyla 134340 I, II ve III adlarını koydu.

Minor Planet tarafından kabul gören 136.563 adet asteroid bulunuyor. Asteroidler sınıfına en son katılanlar arasında, Kuiper Kuşağı’nda keşfedilen 2003 EL61 ve 2005 FY9 de bulunuyor, onların da rakamları 136108 ve 136472 olarak belirlendi.

Akıllı Hasta

“AKILLI HASTANIN ÖZELLİKLERİ”
* Akıllı hasta doktorun ofisine giderken sağlık geçmişini içeren profilini yanında götürür.
* 65 yaşından genç ölen akrabası varsa doktora belirtir.
* İlaç listesini yazar, ilaçlarının özelliklerini doktora ve eczacıya sorar.
* Doktora soracağı soruları önceden yazar.
* Doktora giderken not almak için yanında kalem kağıt ya da kayıt yapmak için bir kayıt cihazı bulundurur.
* Uyanık olmalıdır, mesela sağ kolundan ameliyat olacaksa bunu ameliyattan önce doktoruna söylemelidir ki hata yapılmasını engellesin.
* Hasta ameliyattan önce doktoruna ellerini yıkayıp yıkamadığını bile sormalıdır.
* Doğru doktora ve doğru hastaneye ulaşmak için araştırma yapar.
* Hastalık ve tedavi hakkında başka bir hekimden ikinci görüş alır.

Alıntı: Mehmet Öz'ün kitabından


“Artık en iyi tedavi erken teşhis değil, hasta olmamaktır” görüşünü savunan uzmanlar, hasta olmamak için yaşlara göre yaptırılacak tetkiklerden örnekler verdi:

* 12 yaşında tansiyon ve testis bakımı yapılmalı.
* 20 yaşında kan testleri ve bayanlara jinekolojik muayene yapılmalı.
* 35 yaşında tekrar kan testleri yepılmalı ve tansiyon bakılmalı.
* 40 yaşından sonra EKG ve mamografi yapılmalı.
* 40-50 yaşından sonra kolonoskopi, eforlu test ve göğüs muayenesi yapılmalı.
* 40 yaşından sonra erkeklerde PSH testi yapılmalı.

Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim Reçetesi

İlaç 1: Asla kendinden şüphe etme!

İnsanı bitiren noktalardan birisi de insanın kendine olan güvensizliğidir. Başarıyı ve ikili ilişkileri zedelemektedir. Kendine güven güç getirir. Herkül, Zeyna gibi kahramanlar yaratıklara karşı kendine olan güve sayesinde başarı kazanmışlardır.


İlaç 2: Asla farklı olduğun için üzülme!


Burada anlayamadığım nokta herkes farklı olmak ister. Neden üzülsün ki. Onlarca aynı insan arasında farklı olarak göze çarpmak. İlginç :/


İlaç 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duymakla oyalanma!

Görürsem söyleyeceğim bir durum. İnsanlar ders alacağına pişman olurlar doğru ama yanlış bir yaklaşım. Pişman olmadan hata yaptığını pişman olarak anlar. Yani en azından bizim insanımız öle.


İlaç 4: Mümkün mertebe kimsenin senin adına karar almasına izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma!

Şimdi işin içinden gel de çık çıkabilirsen. Adam dediğinde haklı ama takmıyorsun. Nerede kaldı başarı. Kişisel gelişim başarı üzerine odaklanmamışmıdır. Bu şöyle olacaktır. Birileri senin adına karar versin ama bu işi çaktırmadan gör. Bu arada da özgüven kaybını da gözardı et.


İlaç 5: Ailen dışındaki insanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma!


Kız arkadaşın geldi. Aşkım yemeğe gidelim dedi. Sen de işim var bitirmem gereken dedin. Sonra bu ağız burun kıvırdı. Ne halt edecen. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Sen de hacısın bu arada. Zor bir durum Allah kolaylık versin.


İlaç 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözlerine inanma!

Elinde taş gibi bir hatun. İstediğini de veriyor. Seviyorum diyor. İnanmıyacaksın ama kaybetmeyeceksin de. İnanmadan bu işi yürütecen. Oldu ki sen deli gibi seviyorsun ama kaybetmek istemiyorsun. Onun da seni sevmediğini biliyorsun, seni sömürüyor. Hemen çıkarları sokacaksın işin içine ve kararını vereceksin.


İlaç 7: Her zaman ama her zaman mutlaka kalbini dinle!

Cinsel dürtülerde bunu dinlersen zaten ikinciye şansın kalmaz. Anlayan anladı. Sabaha kadar örnek saymama gerek yok. Analamayan yazsın anlatırım.


İlaç 8: Her zaman kendine iyi davran!

Davran ki olgunlaşama. Kendinle iyi geçin, sakın eleştirme kendini. Suçlama. Kendini objektif yargılama da gör Polyannacılık nasıl oluyormuş.


İlaç 9: Hayatta her şeyin bedeli olduğunu unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma!

Yaptığından nasıl kaçabilesin ki. Ancak iyi bir kıvırma ile olur. Kıvırma yeteneğin yoksa durum vahim. Kendini boşluğa bırakmasan da topukların kıçına değecek şekilde deparı koy. İnşallah sigara kullanmıyosundur.


İlaç 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol!

İşte tam bir light modeli. Tuttuğunu koparaksın. Hemde elden tutuyorsan kol gelecek. Banka hortumlamadan, gasp yapmadan geçinilmiyor maalesef.


İlaç 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın yine sen olabilirsin.

Bu adam ıssız adada tek başına mı. Öyle dostlar var ki senden önce atlar uçuruma. İnsanlık öldü mü kardeşim.


İlaç 12: Tecrübe avcısı ol!

Kaynak: www.immortalance.com

Online Operating System

Daha önce GLIDEOS'tan bahsetmiştim. Şimdi de Online Operating System'den biraz söz etmek istiyorum .. Bunun arayüzü daha kullanışlı görünmekle birlikte en büyük dezavantajı yalnızca 1 GB alan veriyor olması. GLIDEOS'ta 10 GB olduğunu anımsayalım ... Ama yine de kısa bir alan isteyenler için önerilebilecek kullanışlı bir şeye benziyor... Çünkü başlat çubuğu,masaüstü var. GLIDEOS'ta da tmalar vardı ama bunda win98,winxp,crystal clear adlı pencere stillerini beğendim. adeta bir işletim sistemini simule ediyor.. kullanımı daha rahat ... Varolan dizin yapısı da windows'a benziyor.. O da GLIDEOS'a göre bir artı.. Hatta hızlı başlatı ve görev çubuğu bile var ki , bu da GLIDEOS'ta yok...Ayrıca oyunları,geliştirici araçları,pdf görüntüleyicisi,youtube downloader'ı, RSS okuyucusu, forumu, araması,yardımı, üye araması,grupları,not araması, ofisi vb var. Ama GLIDEOS'ta varolan sunu programını göremedim .İnternette arşiv yapayım diyenler için GLIDEOS bir numara..
Ayrıca Windows'un SkyDrive hizmeti de 5GB alan veriyor.

Hoşgeldin Ramazan

Güzel Yazılara Mimler

İki Başlı Ülkeler Bilgi Yarışması Mario

CEBIT Eurasia 2008 Site Haritası Nasıl Eklenir(yazıyı yazanlara teşekkür)

TDK Sözlük 2008 Mevlanayı Analım

Mars'ta su var mı ? Firefox Eklenti Uyumluluğu

İsmi Didikle 8Megapiksel Cep telefonu!

Periyodik Cetvel 6300 İnternet Bağımlılığı

Efsane Oyun:Dx Ball 2 Bilgisayar Virüsleri

PageRank Nedir? Klasikleşen Gülücük Simgesi

Masaüstü Uygulamalardan Online Uygulamalara Geçmek?

Günümüzde bile birçok web tabanlı uygulama hala masaüstü uygulamaların verimliliğini yakalayamamıştır. Örneğin, GoogleDocs ya da Zoho henüz bir Microsoft Office ya da OpenOffice gibi hızlı ve verimli çalışmamaktadır.
Öte yandan Gmail, pek çok eposta istemcisinin Google Reader da pek çok rss istemcisinin yerini almaya adaydırlar.
Web uygulamalarını masaüstü uygulamalarından geri bırakan ve kısa sürede çözümlenemeyecek olan en büyük sorunlar tarayıcı kısıtlamaları,güvenlik riskleri,gecikmeler,çevrimdışı erişimin bulunmamasıdır.
Fotoğraf albümü olarak Picasa ve diğerleri de resim görüntüleyicilri geride bırakmışlardır.
GLIDE OS denen sanal işletim sistemi farklı yerlerden nete erişenler için 10 GB alan v birçok uygulama sağlamaktadır.(daha önce de bahsetmiştim.)
Ansiklopedi,takvim,organizer,sözlük,finans,haritalama,basit oyunlar,sohbet alanlarında da gelişmeler vardır. Özellikle firefox ile entegre çalışan meebo üzerinde durmak istiyorum .

web cam desteği bile bulunan ,köşede sesli ve görsel uyarılar veren bu sıradışı eklenti hakkında bir yazı da burada...
Ayrıca Google Presenter'ın epey geliştirildiği ,şablonları bulunduğu ve tam ekran desteğinin de olduğu unutulmamalı.
Bu olaya Cloud Computing denilmekteymiş ben de buradan yeni öğrendim,bu yazıya da bi bakın derim ..Ayrıca yakında Micrtosoft da Windows Cloud diye bi şey çıkaracakmış....
Photoshop alternatifi cloud uygulamaları için de buraya

Google Chrome: about sayfaları

vakit azlığından ötürü malesef çeviremiyorum ...

xxx
Like most other browsers, Google Chrome has some special pages that show information about memory usage, cached files, plug-ins and more. Here's a list of the most interesting about: pages available in Google Chrome (you can open them by dragging about:name to the address bar).

1. about:version - Google Chrome shows the version number the browser, WebKit and V8 (JavaScript engine). You can also find the user-agent used by Google Chrome:

Mozilla/5.0 (Windows; U; Windows NT 6.0; en-US) AppleWebKit/525.19 (KHTML, like Gecko) Version/3.1 Safari/525.19


2. about:plugins - the list of plug-ins that are available in Google Chrome: Shockwave Flash, RealPlayer etc.

3. about:cache - a list of all the web pages cached by Google Chrome. The browser doesn't have an option to limit the cache's size, so it's recommended to regularly empty the cache.

4. about:memory - this pages compares the memory used by all the active browsers and by Google Chrome's tabs.


5. about:stats - a list of internal counters and timers that has a funny subtitle "Shhh! This page is secret!".


6. about:histograms - a list of histograms for Google Chrome's internal metrics.


7. about:dns - Google Chrome prefetches the DNS records for 10 frequently visited hostnames. This feature can be disabled in Options > Under the Hood by unchecking "Use DNS pre-fetching to improve page load performance".

8. about:network - this page could be used for I/O tracking and it's a partial replacement for the Live HTTP Headers extension. Click on "Start I/O tracking", open a web page in a new tab and you'll get a list of all the images, scripts and objects loaded from that web page.

9. about:crash - crash the active tab. Google Chrome displays the "sad tab" image, followed by this message: "Something went wrong while displaying this webpage. To continue, press Reload or go to another page".


10. about:hang - type this in the address bar of a tab when there's already an active web page to hang the process (this means that the process no longer accepts any signal, but it's still running). The other tabs will continue to work and the active tab can be closed.

11. about:internets - this is an Easter egg that references two popular Internet memes: Internets and Series of tubes. Google Chrome embeds the 3D Pipes screensaver from Windows, so you'll see it only if you have the file sspipes.scr in C:\Windows\System32.

Özlemsin Sen

Özlemsin sen, aşksın sen
Yıllardır alevlenen hasretsin sen.
Hırçım bir deniz gibisin sen
Dalgalanıp,coşup yüreğime çarpan.
Bazen de güzel, çok güzel bir hayalsin sen
Dizlerinde yattığım, boynuna sarıldığım,
Ağlayıp ağlayıp ta sustuğumsun sen.
Arasamda yıllardır seni, bulamadığım
En büyük hasretsin sen.
Bir geminin güvertesinden baktığım
Uzak diyarlarsın sen.
Geceleri gökyüzümsün sen,
Elimi uzattığımda tutamadığım.
Gerçekte olmasa da rüyalarımda,
Ağlayan gözlerimi ellerinle silensin sen…

Özlü Sözler derlemem

Aristo:
“Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yalnız sevilmenin hiçbir zevki yoktur”

Balzac:
“Aşk yaşamında kadın, ancak hünerli bir çalgıcının elinde dile gelen bir lir gibidir. Kadınlar bizleri sevdikleri zaman her suçumuzu bağışlarlar”

Augustinus:
“Sevgi ruhun güzelliğidir.”

Basta:
“Erkek az fakat sık sever, kadın ise çok ancak bir kez sever”

Bulor:
“Aşk cennetin dilinden bize kalan tek andir”

Jacob Boehme:
“İstek, hareket, genişleme, yön veren tezlere bilgelik eklendiginde aşk olur”

Eugene Delacroix:
“Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden başka bir dil ister”

Duclos:
“Aşk bıkılmayandır. Her şeyden bıkılabilir ama aşktan … hayır”

Epikür:
“Bilge olan evlenmez. Evlense bile aşkın vehimlerine kapılmaz… Bir uygarlığın yetkinliği ve insanlığı ancak kardeşlik ve sevgiyle olasıdır.”

Faulkner:
“Aşkı kitaplara soktuklari iyi oldu, yoksa belki de başka yerde yaşayamayacaktı.”

Feuerbach:
“Varlık sezginin, duyunun ve aşkın bir sırrıdır. Bu kişi, bu şey yani bireysel, yalnız duyumda, yalnız aşkta, mutlak bir değere sahiptir. Sonlu ve sonsuz orada bulunur. Aşkın sonsuz derinliği ve aşkın gerçeği, bununla yalnız bununla kaimdir” “… En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklıdır. Böylece genel olarak başımız dışında bulunan bir nesne varolusun gerçek ve ontolojik belgesi aşktır, varoluşun aşktan ve duyumdan başka belgesi yoktur.”

François M. C. Fourier:
1) Geçici ya da keyif verici aşklar ki, bu oyuncular, kahpeler, arsızlıkk aşkları gibi şekillere ayrılır.
2) Az çok bir süresi olan fakat kısır aşklar ki, bunlar gözde aşklardır.
3) Yalnız bir çocuk doğurtan geçici aşklar ki, bunlar dölleyen aşklardır.
4) Karılar ve kocalar aşkıdır ki, bu iki tarafın isteği ile yıllarca sürer ve bir çok çocuk doğurtturur. Fakat bunlar birbirleriyle yaşayıp yaşamamakta serbesttir.”

Freud:
“Yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır”

Geothe:
“Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir”

Paul Henri D. Holbach:
“İnsanlara kendi akıllarına saygı duymaları ve cesur olmaları telkin edilmeli ve kendileri için arkasından koşması gereken hayallere gereksinimleri varsa, doğruluk, iyilik ve barış sevgisini benimsemeleri öğretilmelidir”

Konfüçyus:
“Dinsel erdem, insanlığı sevmekle olanaklıdır. Bu sevgi hissi, aileden toplumdan hükümete dek karşılıklı olarak uzamalıdır”

Albert Hubbart:
“Aşk yaşamdır deriz, ancak umutsuz inançsız aşk ölümden beterdir.”

Montaigne:
“Aşk utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır.”

Mu-Ti:
“Kim başkasını severse kendisi de sevilecektir. Başkalarını kazandırmış olan kendisi de kazanmış olacaktır. Tüm insanlar kendileri arasında karşılıklı bir sevgi hissederlerse, güçlüler zayıfları avlayamazlar, sayıları çok olanlar daha az sayıdakileri, baskıları altına alamazlar. Zenginler yoksulları asla baskıları altına alamazlar, usta olanlar da beceriksizlerle alay edemezler. Sevgide tarafsızlık, kişisel sevgide yanılmayi önler; tarafsız sevgi kişisel sevginin de güvencesidir.”

Robert Owen:
“İnsana karşı sonsuz bir sevgi ve şefkat duyabilmek için dinsel inançlardan kurtulmak gerekir.”

Shakespeare:
“Değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir… Aşk gözle değil ruhla görülür.”

Schiller:
“Ey aşk, güzel ve kısasın… Aşk insanı birliğe, bencillik yalnızlığa götürür.”

Stendal:
“Aşk, coşku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsılmaz, bunlar olmayınca yaşam neye yarar”

Mark Twain:
“Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz.”

Oscar Wilde:
“Erkekler kadınların ilk aşki, kadınlar da erkeklerin son aşkı olmak ister.”

François Bacon:
“Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aşka kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz”

Bailey:
“Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır”

Franz Xaver Von Baader:
“Özgürlük aşk değildir, yalnız aşkın kapısıdır.”

Jeremy Bentham:
“Aşk hazzı, dostlukla duyu hazlarından yoğrulmuştur”

Antoine Bret:
“Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur”

La Cordaire:
“Aşk her şeyin başlangıcı, ortası ve sonudur”

Descartes:
“Bir şey kendimiz için iyi, yani uygun gibi sunulmuşsa ona karşı aşk duyarız.”

Epiktet:
“Hareket etmenin nedeni ‘istek’ ve ’sevmektir’, bu ise düşünmektir. Aşk tutkudur. Iyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir”

Douglas Ferrola:
“Aşk kızamığa benzer, insan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçer”

Fenelon:
“Sevmeden yaşamak yaşamak değildir. Az sevmek ise sürüklenmektir.”

Dante:
“Geniş varlık denizinin her yanında geniş bir aşk akışı vardır. Fiziksel devinim, bitkisel yaşam, zihinsel yaşam… hep evrensel aşkın derece derece yükselen aşamalarını oluşturur. Aşağı derecelerinde yanılmayan aşk, akılla aydınlandığı zaman iyilik ve kötülüğe eğilim kazanır. Aşk kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardır. Hatta irade, hile ve şiddet kullanmak yoluyla bir başkasının kötülüğüne çalışmış olsa bile yine aşka uyar. Kötülükler aşktan uzaklaşma oranında bir takım derecelere sahiptir ve kötülük aşka yaklaşmak için sarf ettiği güç oranında erdeme yaklaşmış olur.. Cehennem bile adalet kadar aşkın eseridir”

Efes’li Heraklitos:
“Duyu organları akılsız ruhlara hizmet ettikleri zaman kötü tanıklardır. Eşek samanı altına tercih eder; köpek tanımadıklarına havlar. Domuz için çamur saf sudan daha değerlidir. Deniz suyu ister temiz ister kirli olsun, balıklar için kurtarıcı insanlar için uğursuzdur.”

Geraldy:
“Erkeğin yaradılışında sevmek yoktu. Ona aşki öğreten kadındır”

Victor Hugo:
“Aşk bir deniz, kadın onun kıyısıdır.”

François La Rocheffoucauld:
“Tüm duygularımız ve tutkularımız rastlantı ve çıkarın eseridir ve bizim erdem, aşk, karşılık beklemezlik dediğimiz şeyler de hoşgörülerden başka bir şey değildir. Adalet aşkı nedir? Adaletsizlik ızdıradından korkmaktır. Aşk sahip olduklarımızın bizden alınması korkusudur. Aşk duyuların bir hummasıdır.”

Holty:
“Aşk kulübeyi altından bir saraya benzetir.”

Moliere:
“Kadınların büyük tutkusu aşkı ilham etmektir. İnsanı aşkın güzellikleri yaşatır.”

Newton:
“Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yalnız kalırlar.”

Mevlana:
“Bir aşkı başka aşk söndürebilir. Aşkta ne yükseklik, ne alçaklık, ne de akıllılık ve akılsızlık vardır. Hafızlık, şeyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, aşağılık ve rintlik vardır. İnsanın toprağını aşk şebnemi ile yoğurdukları için alemde yüzlerce fitne ve kargaşalık peyda olur. Aşkın yüzlerce neşteri, ruhun damarlarına sokuldu ve oradan gönül adı verilen bir damla aldı… Aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı.”

J. J. Rousseau:
“Aşk mutluluğunu evlendikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu degil mi?”

Madame De Scudery:
“İnsan sevmeye başladı mı, yaşamaya da başlar.”

Seneca:
“Yalnız akıllı bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir.”

Cenap Sehabettin:
“Kadın olsun, kitap olsun cildine aldanmayip içindekilere bakılmalıdır.”

Voltaire:
“Aşk bir tablodur, onu doğa çizmiş ve hayal süslemiştir. Tanri kadınları erkekleri evcilleştirmek için yarattı.”

xx

Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur. P.Drucker

Doğru yolda giden kaplumbağa eğri yolda giden yarış atını geçer. J. J. Rousseau

Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır. Konfüçyüs

Uçurtmalar, rüzgar kuvvetiyle değil, bu kuvvete karşı uçtukları için yükselirler. William Churchill

Hırs bir teknenin, yelkenini şişiren rüzgara benzer. Fazlası tekneyi batırır. Azı da tekneyi olduğu yerde saydırır. Voltaire

Deha, insanın kendi ateşini yakmasıdır. J.Foster

İnsanoğlunun içinde uyuyan güçler vardır. Kendisi bile şaşırır. Çünkü bu güçlere sahip olduğu aklından bile geçmez. Bu güçleri uyandırıp eyleme geçebilirse, o kişinin hayatında büyük bir devrim olurdu. Swette Marden

Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki! Nietzche

Harikulade şeyler ancak içlerindeki bir şeyin koşulların üzerinde olduğuna inanma cesareti gösterenler tarafından yapılmıştır. Bruce Barton

Kaplumbağaya dikkat et! Ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebilir. James B. Conant

İmkansızlık yalnızca tembellerin sözlüğünde yer alan bir kelimedir. Napoleon

Harekete geçerken ilkel, plan yaparken stratejik olun. Rene Char

Çok küçük bir başarı çok büyük bir plandan daha iyidir. Leon Duguit

Küçük işleri iyi yapmak, büyük işleri daha iyi yapabilmeye giden yoldur. Anonim

Küçük avantajların peşinden koşarken büyük başarılardan olabilirsiniz. Konfüçyüs

Çok konuşan az iş yapar. Schiller

Hayatınızı cesurca kabullenin, başarıya dönüştüğünü göreceksiniz. Emerson

Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Albert Einstein

Akıllı adam, aklını kullanır. Daha akıllı adam, başkalarının aklını da kullanır. Bernard Shaw

Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir. Cenap Sahabettin

Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılamaz. Emerson

ve aşka dair:
Aşkın olduğu yerde olmasın bir damla gurur, gururun olduğu yerde aşk ızdırap olur

Uzaklıklar küçük sevgileri yok eder büyükleri ise yüceltir tıpkı rüzgarın mumu söndürüp ateşi alevlendirdiği gibi

İnsanlar bir kırmızı gül peşinde koşarken, ayakları altında ezilen papatyaları görmezler

Esaret dağlarında gül olmaktansa, hürriyet dağlarında diken olmayı tercih ederdim

Rüzgar alabildiğine hırçın , yağmur alabildiğine inatçı , yüreğin onlara inat sanki bir liman…Tıpkı gözlerindeki huzur gibi

Aşk bir güle benzer, çiçek kısmında aşkın sonsuzluğunu yaşarsın , diken kısmında ise sonsuz acıları yaşarsın

Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyipte dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilecek harika bir rüyasın sen

Şafak vakti yağan bir çiğ tanesi kadar masum, gün batımında denizlerden esen rüzgar kadar çılgın ve okyanusların derinliklerindeki inci tanesi kadar özelsin

Bazı şeyleri anlatmak için kelimeler yetersiz geliyor. Sana olan susuzluğumu gözlerini gözlerimle doyurduğum an anlarsın aşkım

Karanlık akşamlarda, mutsuz yarınlarda,Yalnızken uzaklarda gülmeyi sakın unutma…Sevdiğin bıraksada seninle olmasada, sevildiğini unutsanda sevmeyi sakın unutma

Güneş herkes için doğar, Ay ise gece uyuyamayanlar için… Sen bu gece uyuma, kapatma gözlerini… Ben bu gece AY olacağım ve sadece SENİN için doğacağım

Yakınlaştıkça kaybolan bir kente dönüşürdün Keşfedilmezim olurdun içinde yolculuk etsemde…Günahkar mevsimimdin Hiç umut yoktu sende,o yüzden vazgeçilmezdin.Vazgeçilmezimdin

Ne seni unutturacak kadar zaman geçecek, ne de geçen zaman seni unutturmaya yetecek. Senden uzaktayım diye unuturum sanma. Zaman sana alısmayı öğretti unutmayı asla

Aşk birine şiddetle sarılma, onunla aynı yerde olma, ruha güvenli bir sıgınak bulma özlemidir

Tıpkı sigara gibisin yanışı gözlerin, ateşi dudakların, ama tek farkın var sigarayı ben, beni de sen yaktın

Ölmek unutmak değildir. Ama unutmak ölmektir

Aşkı reddetmek, güneşin batışını görmekten üzüntü duyduğun için, doğuşunu izlemekten zevk almayi reddetmeye benzer

İnsanlar her ne kadar sonbaharı ayrılık mevsimi kabul etmişlerse de, kaderde ayrılık varsa sonbaharı beklemez

Hayatta en kötü şey merhaba diyerek tutuşan ellerin elveda diyerek ayrılmasıdır

Eğer kader birgün bize ayrılık oyununu oynarsa şunu bil ki bir tanem, son nefesimde bile isminle ruhumu teslim edeceğim

Alaca karanlığı sevmem, ya gündüz olmalı yada gece. Kurşun ya namluda kalmalı, yada derinden vurmalı. Sevdimi ya ölümüne sevmeli, yada çekip gitmeli

Sevgim günah olmayacak kadar masum, köle olmayacak kadar özgür, ulaşılamayacak kadar derin, unutulamayacak kadar yakın ve tek seninle yaşanacak kadar özeldir

Sen ne kadar uzaktaysan bana o kadar yakınsın.Zaman ve mekan engel değil.Çünkü sen zaman ve mekanla sınırlı olan değil,sınırsızlığı yakalayan yüreğimdesin

Güneşin ışığındasın, gecenin karanlığında…Suyun damlasındasın, selin coşkusunda… Kimi yanımdasın, kimi rüyamda…Ama hep aklımdasın. Bunu unutma

Gördüm diyebilseydim eğer, gördüklerime kimseler inanmazdı, hayal derlerdi. Bilselerdi sende neler gördüğümü, bir ömür boyu hayal görmek isterlerdi

Benim sana olan sevgimi öğrenmek istiyorsan yağmurda elini açıp damlaları tutmaya çalış. Tuttukların senin bana sevgin, tutamadıkların ise benim sana sevgimdir

Sevgi yüreğimde esrarlı bir deniz oldu, kirpiklerim ıslandı dalgalarla , gemiler yol aldı içimde, enginlere açılmak için uçan bir martının kanadında sonsuzlukta zuhur edecek sevgi kırıntılarını ona hasret duranlara ulaştırmak dileğiyle

Seni asil insanların basit sevgileriyle değil, basit insanların asil sevgileriyle sevdim. Bu güzel aşkımıza nokta koyma, sana kucak dolusu virgül getirdim?

Bir yağmur damlası seni seviyorum anlamı taşısaydı ve sen bana seni ne kadar sevdiğimi soracak olsaydın, inan ki birtanem her gün yağmur yağardı.

Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle… Bir tutam sevinç, bir tutam umut ve bir tutam mutluluk gönderiyorum sana.

Bir gül olmak isterdim! Neden mi? Beni koparıp kokladığında vücudunun derinliklerine girip bir daha oradan çıkmamak için?

Seni bulmaktan çok aramak isterim! Seni sevmeden önce anlamak isterim! Seni bir ömür boyu bitirmek değil de sana hep yeniden başlamak isterim.

Hani gözler vardır sözleri anlatır, hani sözler vardır gözleri anlatır, bir de aşk vardır seni anlatır…
Beyaz bir güvercin yolluyorum sana; kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, karbeyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, yanağını uzat.

Dün gece sen uyurken kızıla boyadım denizleri, uçurumdan attım sessizliği, haber saldım rüzgarlara, fısıldasınlar kulağına seni ne kadar çok özlediğimi…

Sana doğru bir kelebek uçurdum, dağları denizleri aştı seni buldu, yanağına ufacık bir öpücük kondurdu. Hissettin mi?

Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın!..

Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz.

Seni her düşündüğümde kalbime bir yıldız çiziyorum. Benim şimdi kaç yıldızım var biliyor musun? Benim artık bir gökyüzüm var..

Bugün her zamankinden farklı bir şey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca aşık olup seni düşündüm…

Yedi ayrı iklimden yedi çesit arı getirseler yedi çesit arı yedi ayrı çiçeği dolaşsa yedi ayrı çiçekten bal yapsa senin kadar tatlı olamaz…

Ben seni dün sevmedim çünkü dün geride kaldı, ben seni bugün de sevmeyeceğim çünkü bugün de bitecek; ben seni yarın seveceğim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek!

Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşmam, gözümden akacak yaş olsan ağlamam, kalbime hapsettim seni hiçbir yere bırakmam!

Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da… Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de… Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek. Seni seviyorum, işte o en büyük gerçek…

Sen benim hayatımda olduğun sürece, ne sen kimseye rakip ne de kimse sana rakiptir? Çünkü sen benim için daima teksin!

Dünde, bugünde, yarında? Yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy; ben hep ordayım!

Sana yıldızlar kadar yakın olmak isterdim, her baktığında beni görebilmen için, sana bulutlar kadar yakın olmak isterdim, üzüldüğünde gözyaşlarını yağmur olup silebilmek için, sana sen kadar yakın olmak isterdim ki beni, seni sevdiğim kadar sevebilmen için?

Güneşi seviyorum diyorsun güneş açınca gölgeye kaçıyorsun. Yağmuru seviyorum diyorsun yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun. Korkuyorum sevgilim çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun!

Bana öyle bir mektup yaz ki sevgilim açar açmaz duyayım kokunu. Sevda essin başak saçlarında, sesin yüzümü rüzgarla bulsun… Bana öyle bir mektup yaz ki sevgilim, gelsin beni en koyu zulamda bulsun ve öyle bir mektup yaz ki sevgilim varsın ölümüm olsun.

Yardım etmek mi istiyorsun? O zaman dinle; yaşama sevinci getir bana çokça olsun çabuk tükenmeyenlerinden. İhtiyacım var bu ara unutmak üzereyim mutluluğu, unuttum sıcak bir çayın tadını, esen rüzgarın serinliğini, hadi durma öyle hatıralarımı canlandır, iyi olanları?

Eğer seni nasıl ve ne kadar sevdiğimi öğrenmek istiyorsan bana yeni bir dil bulmalısın çünkü sana olan sevgimi anlatmak için kelimeler bulamıyorum. Ama bir şeyi bil ki seni çok seviyorum?

Bir insanı sevmek onunla yaşlanmayı kabul etmek demektir benim için. Ben seni seviyorum ve bir ömür boyu seninle olmak istiyorum.

Kuyruklu yıldızlar vardır, dünyaya yetmiş yılda bir gelirler. İnsanlar onu hayatı boyunca belki bir kez görürler. Ben o yıldızı gördüm, o da sensin birtanem?

Sana bahçeden gül değil güneşten atom koparıp getirmek istiyorum ama kalbim gibi ellerin de yanar diye korkuyorum.

Karanlık gecede önemli değildir yıldızları görmek. Gündüzleri yıldızları görmek marifet, aşık olmak önemli değil, bir ömür boyu sevebilmek marifet?

Seni yıldızlara benzetiyorum onlar kadar uzak onlar kadar erişilmezsin ama bir farkın var onlar bin tane sen bir tanesin.

@–)–) sana dijital bir gül yolluyorum, çünkü bu uzaklarda elimden ancak bu kadarı geliyor. Ama bil ki gerçeğini, gözlerinin içine bakarak vermek isterdim. Ve seni sevdiğimi fısıldamak.. Seni seviyorum! Aşkım, birtanem, her şeyimsin?

Hep kalanlara gidenleri kattım! Bir gün yerine geçemediler. O kalanlara gidenleri kattım yine de bir tane ?sen? edemediler. Önceleri hasreti hiç tatmadım, yarimden hiç ayrı kalmadım, biter diye takvimlere baktım. Zor geldi ayrılık alışamadım. An gelir insan gülerken ağlarmış. Gözyaşları sel olup kalbine akarmış? Seni çok seviyor ve özlüyorum. Bu güzel aşkımıza nokta koyma, sana kucak dolusu virgül getiriyorum?

Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın! O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum. Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum. Dolanıp sarmak geliyor içimden, saramıyorum. Öylesine bağlanmışım ki, sensiz duramıyorum. Seni çok seviyorum?

Gönlüme taht kurdun, gönlümün sultanı oldun, gece gökyüzünde parlayan yıldızım, sabah ise ruhuma doğan güneşim oldun?

Sen var ya sen aynı sigaram gibisin. Dumanı gözlerin? Külü dudakların… Yalnız aranızda bir fark var sigaramı ben, beni ise sen yakıyorsun…

Bir insanın idealleri olmalı, sonsuzluk gibi. Bir insanın özlemi olmalı, özlemle açan çicekler gibi. Bir insanın bir tanesi olmalı, tıpkkı senin gibi.

O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum. Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum. Öylesine bağlanmışım ki sensiz duramıyorum.

Yüreğimdeki tek arzu, hayalimdeki tek tutku, beni yaşatan tek duygu senmişsin bebeğim…

Sen dünyaya sürgün bir meleksin ve ben seni o kadar çok seveceğim ki bir daha cennetine geri dönmek istemeyeceksin…

Sen bazen zifiri karanlık gecemin güneşi, sen bazen hayatın cesaret veren mutluluk yanı ve sen her zaman sevgimin tek nedenisin.

Günün ilk ışıkları sahile vurduğunda, martılar yalnızca ikimizin anlayacağı bir dille şunu fısıldar denizin kulağına: Seni çok özledim…

Seni seviyorum çünkü elini kalbimin üzerinde hissettiğim zaman, üzüntülerimi alıp onların yerine o tarifsiz sıcaklığı koymayı başarıyorsun…

Sana nasıl hitap etmeliyim bilmiyorum. Hayatım desem hayat çok kısa, çiçeğim desem çiçek soluyor. Sana canım demeliyim, çünkü bu can sen oldukça yaşıyor…

Doğan her günün sabahında, içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa, inan hiçbir şeye değmezdi yaşamak..

Seni unutmak için and içtim gözlerin geldi aklıma vazgeçtim.

Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim bir gün bu ayrılık şarkılarını kurşuna dizeceğim ve seni benden ayırdığı için kaderimi mahkemeye vereceğim.

Güller anlatsın sana olan sevgimi, güller anlatsın yanlızlığımı, çaresizliğimi? Yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın ben anlatamadım?

Rüzgar alabildiğine hırçın,yağmur alabildiğine inatçı, yüreğin ise onlara inat sanki bir liman… Tıpkı gözlerindeki huzur gibi…

Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi öğrendim, sevilmeyi her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı öğrenemedim!

Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk gözbebeğin kadar yakın olsun. Umutların gerçek, gerçeklerin mutluluk, mutlulukların sonsuz olsun…

Bir an buruk bir acı saplanırsa yüreğine, gözlerin zamansız takılırsa, kulakların zamansız deli gibi çınlarsa bil ki bir yerlerde özlemişsindir beni?

Allah gücü erkeğe, güzelliği kadına vermiş… Ne var ki her şeyi yenen güç, güzelliğe yenilmiş…

Bulutlara yükledim hasretimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi, yağmurlar yağdırdım gözyaşlarımla küçük melekler gönderdim seni öpmeye! Geldiler mi?

Eğer gökyüzü bir parça kağıt, deniz bir şişe mürekkep olsaydı yine de sana olan duygularımı yazmaya yetmezdi. Seni o kadar çok seviyorum ki…

Biliyorsun her gökkuşağının bittiği yerde bir hazine saklanırmış. Gökuşağını takip ettim geçenlerde sende bitti… En değerli hazinemsin benim, canımsın.

Bazı rüyalar diğerlerinden çok uzun sürer. Bazıları da çok çok güzel. Benim en uzun ve en güzel rüyam şu an bu mesajı okuyor.

Hasret kapımda nöbetler tutuyor. Sevgilim uzak bir şehirde gözlerim onu arıyor…

Bir kuş olup gitsem, aşsam şu enginleri, varsam senin yanına. Öpsem doyasıya, koklasam seni…

En güzel yarınlar senin olsun, sen buna layıksın ömrün mutluluklarla dolsun. Eğer gün gelir de sen beni unutursan, inan ki tatlım canın sağolsun.

Bir deniz düşün “susuz”, bir gece düşün “uykusuz”, bir insan düşün “sevgisiz”, bir bahar düşün “çiçeksiz”, bir de beni düşün “sensiz”…

Ne seni unutmak için bir çabam var ne de aşkımı körükleyen bir rüzgar… Ne seni görmeden durabilecek kadar güçlüyüm ne de görmeye dayanacak kalbim var.

Hadi gel tut ellerimi! Benimle yan! Benimle meydan oku her çaresizliğe! Benimle uyu benimle uyan. Birlikte varalım nice yıllara…

Ne zaman tutsam ellerini gözlerimin önünden mevsimler geçer, ne zaman gözlerin gözlerime değse samanyolundan bir yıldız düşer.

Yatağını gül yapraklarıyla, rüyalarını papatyalarla süsledim, üzerini sevgimle örttüm tüm kabuslarını da ben aldım ki sen rahat uyu birtanem!

Sen seni seveni görmeyecek kadar körsen, O da sana sevgisini söylemeyecek kadar gururludur.

Sesini duysam da her an yüzünü görmek gibi değil, özlediğimi bil her an hiçbir şey seni sevmek gibi değil…

Yatağını gül yapraklarıyla, rüyalarını papatyalarla süsledim, üzerini sevgimle örttüm tüm kabuslarını da ben aldım ki sen rahat uyu birtanem!

Kimsin sen? Yaşamak isteyip de yaşayamadığım umutlarım, farkında olmadan yıllardır beklediğim mi? Kimsin sen? Sen benim sevdiğimsin, sevdiğimi söyleyebildiğim…

Gözlerin gözlerimde, ellerin ellerimde, aşkın içimde ve ruhun bedenimde olduğu sürece seni çok sevmeye devam edeceğim…

Gözleri uzaklıklar değil, bazen de göze alamadığımız yakınlıklar acıtır.

Seni ben değil gözlerim seçti, onlar sevdi onlar beğendi. Sen benim değil onlarınsın gittiysen bana ne onlar ağlasın…

Sesini duysam da her an yüzünü görmek gibi değil, özlediğimi bil her an çünkü hiçbir şey seni sevmek gibi değil!

Beni karanlıktan aydınlığa, yalandan gerçeğe, ölümden ölümsüzlüğe götürdüğün için teşekkürler… Seni seviyorum!

Sen çöllerde serap gibisin, engin denizlerde yakamoz, ormanın denizinde huzur gibisin, ışığım sensin, güneşimsin… Bil ki çok özlendin…

Bir erkekle mutlu olmak için onu çokça anlayıp az da olsa sevmek; bir kadınla mutlu olmak içinse onu çokça sevip, anlamaya hiç çalışmamak gerekir

Bir gün sevgilim sordu aşk nedir diye… Biraz zaman istedim düşüneyim diye, ertesi gün gördüm onu bir başkası ile, kulağına fısıldadım aşk ızdıraptır diye.

İnsanlar gelmeleriyle yanlızlıklarını dağıtanları severler, gitmeleriyle kendilerini yalnız bırakanlara aşık olurlar.

Bir insanın idealleri olmalı, sonsuzluk gibi… Bir insanın özlemi olmalı, özlemle açan çiçekler gibi… Bir insanın birtanesi olmalı, o da senin gibi…

Sevgililer öpüşürken neden gözlerini kapatırlar bilir misin? Çünkü gözleriyle değil de kalpleriyle görmek isterler… Yani hissetmek isterler. Ben de seni ruhumun derinliklerinde hissediyorum sevgilim çünkü seni çok seviyorum.

Bir yudum sevgi koskoca bir okyanusa bedeldir. Şimdi uzaklarda senin bir yudum sevgine hasretim sevgilim. Seni hasretimi tüketircesine kucaklıyorum…

Hayatta hiçbir şey ilk aşkın yerini tutamaz insan sevse bile o ilk aşk hiç unutulmaz.

Her seven adsız bir kahramandır ve insan sevebildiği kadar insandır.

Sanma ki ismini bir başkası silecek seninle başladım seninle bitecek…

An gelir insan gülerken ağlarmış. Gözyaşları sel olup kalbine akarmış…

Sen en büyük sevgiyi hak edecek kadar mükemmel ama herkesin sevmeyi hak edemeyeceği kadar özelsin.

Hasretin öldürdü beni! Şimdi geceler çaresiz. Şimdi yağmur damlası gelip konar dudaklarıma sessiz. Söylemiş miydim hasretin öldürdü beni hiç sebepsiz.

Gidenler yokluklarıyla değil giderken söyleyemedikleri sözler yüzünden hüzün verirler!

Sana şarap vereceğim, iç ama sarhoş olma. Sana bir gül vereceğim, kokla ama soldurma. Sana kalbimi vereceğim, sev ama incitme!…

Bir aptalın sizi öpmesine izin verin ama bir öpücüğün sizi aptal etmesine asla!